top of page

W25: 8-14 Haziran 2026

Yazarın fotoğrafı: Cem Kaan Şirin
Cem Kaan Şirin
15 Haz
4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 20 Eyl

Bu hafta gözüme çarpan üç haberin de ortak noktası, beklentiler ile gerçeklik arasındaki o tuhaf ilişkiyle alakalı. Bir hakemin “hayatımın aşkı” dediği turnuvaya katılmasını engelleyen vize problemi, bir milyon gencin gelecek hayallerini gerçekleştirmek için attığı adım olan LGS’nin son bulması ve millilerimizin 24 yıl sonra döndüğü Dünya Kupası’na, ne yazık ki alışılmışın dışına çıkamayarak yenilgiyle başlaması… Hepsi yazımın devamında.


1. Somalili Hakem Omar Artan’ı Dünya Kupası’ndan Eden Amerika Vizesi

Hakemlik kariyerimin beşinci yılında, İsveç’teki Gothia Cup’a gidecek hakem kafilesine seçilmiştim. 22 yaşında, daha önce hiç yurt dışına çıkmamış bir genç olarak bu fırsat benim için sıradan bir kariyer başarısından çok daha fazlasını ifade ediyordu. Ramazan Bayramı’na denk gelmesi nedeniyle turnuva öncesi ailemle erken bayramlaştım. Haftalarca zorlayıcı koşular yaptım, saatler süren video eğitimlere katıldım. Hatta uçak fobimi yenmek için İsveç uçuşu öncesinde iki kısa iç hat uçuşu bile denedim.


Şimdi düşünün: 8 yıldır uluslararası arenada hakemlik yapan bir profesyonelsiniz. Dünya Kupası’na katılacağınız için nasıl bir heyecan içinde olurdunuz? Belki kendinize özel bir valiz alırdınız. Maçların oynanacağı stadyumları tek tek incelerdiniz. Fikstüre bakıp hangi maça çıkmanın size daha fazla gurur vereceğinin hayallerini kurardınız belki de.


Gelin görün ki FIFA’nın Dünya Kupası’ndaki birleştirici gücü Shakira’nın şarkılarından ibaretmiş meğer. Afrika Kıtası’nın tecrübeli hakemi Omar Artan, havalimanına adım attığı anda durduruldu. Pasaport kontrolü sırasında yapılan 11 saatlik yorucu sorgunun ardından güvenlik ve terör şüphesi gerekçesiyle ülkeye girişi reddedildi. Özetle, dünyanın en önemli futbol organizasyonunun müsabakalarını yönetmek için gelen FIFA hakemi, turnuvanın oynanacağı ülkeye güvenlik gerekçesiyle alınmadı.


Turnuva boyunca hem siyasi hem de ekonomik kararlarıyla eleştirilen FIFA, Omar’ın müsabakadan elde edeceği tüm gelirlerin ödeneceğini garanti etti. Sayın Infantino, Omar’ın “hayatımın aşkı” dediği Dünya Kupası tecrübesinin haksız yere elinden alınması için ne kadar ödeme kabul ederdi, bilemeyiz…


Bir jest de UEFA’dan geldi. Omar, 12 Ağustos’ta Salzburg’da PSG ile Aston Villa arasındaki UEFA Süper Kupası’nı yönetmek üzere görevlendirildi. FIFA’nın maddi desteğinden çok daha anlamlı bir jest olsa da, Omar, finale sanki Dünya Kupası’ndaki sorun yüzünden çıkıyormuş damgasından kurtulamayacak. Eski bir hakem olarak umuyorum ki final maçında şans onun yanında olur ve hatalı bir kararın ardından taraftarlardan “liyakatsiz atama” damgasını yemez.


2. LGS Sona Erdi 1 Milyon Çocuk İçin Yaz Tatili Başladı

2007 yılının bir yaz günüydü. Yanlış hatırlamıyorsam haziran ayının 10’uydu. 9 Haziran gecesi uyku tutmadı; heyecandan uyuyamıyordum ama bunu kendime itiraf edemiyordum. O dönem kendi operatörüne SMS atmak 2 kontör, farklı operatöre 4 kontördü, bu yüzden çok fazla mesajlaşılmazdı. Heyecanımı yenmek için T9 klavyenin bana verdiği hızla tüm arkadaşlarıma SMS attım.


Mesajıma dönenler oldu. Biriyle uzunca Eurovision’dan bahsettiğimizi ve o sene Kenan Doğulu’nun “Shake It Up Şekerim” şarkısının eleştirisini yaptığımızı hatırlıyorum. Ama saat ilerledikçe cevaplar azalıyordu. Herkes birer birer ya uyumaya başlamış ya da benimle mesajlaşmayı bırakmıştı. Mesajlarımın görülüp görülmediğini anlamak için WhatsApp’ın mavi tikini bulmasını yedi yıl kadar beklemem gerekiyordu. Geç de olsa uyudum.


Sabah annemin her sabah hazırladığı kepekli ekmek arası beyaz peynirli tosttan sadece bir ısırık alabildim. O gün her sabah içtiğim ıhlamur yoktu. Sanırım uykum gelmesin diye alınmış bir önlemdi. Sınava gitmek için bindiğimiz otobüste heyecandan çıldırmak üzere olan rakiplerime bakınca rahatladım. Gelecekte her rekabet ortamında kendime hatırlatacağım şu sözleri zihnimden geçirdim: “Sadece heyecanını yenerek bu otobüsteki herkesi geçebilirsin.” Sınava girmek üzere ailemden ayrılıp okul bahçesine girdiğimde gelen rahatlama ise benim için ikinci ders oldu. Stresli anlarda başkası adına da kaygılanmamak için yalnız kalmanın önemini fark ettim. Dört yıl sonra gireceğim ÖSS sınavına bu sebeple yalnız ve yürüyerek gidecektim.


Geçtiğimiz hafta bu ve buna benzer yüz binlerce hikaye yaşandığını biliyorum. Ama öyle veya böyle LGS geçti ve bitti. Tüm gençlere geçmiş olsun. Herkes bu stresi omuzlarında taşıdı, emek sarf etti. Şimdi tatil zamanı. Yıllar geçtikten sonra o günlerden zihinde kalan yalnızca komik stres anıları ve yaz tatilinden kalan keyifli hatıralar oluyor.


3. Türk İnsanının Laneti: Yumurta Kapıya Dayanmadan Dünya Kupası

Millet olarak alışığız. Üç şansımız varsa ikisini, on şansımız varsa dokuzunu, hatta yüz şansımız varsa doksan dokuzunu kaçırır, son şansımızı ölümüne kullanırız. Futboldan önce esas milli sporumuz budur bizim. Buna ister “yumurta kapıya dayanınca aklımız başımıza geliyor” deyin, ister “götümüz tutuşunca”…


Ama bu kez durum biraz farklı. EURO 2004’ü takip edenler bilir: Otto Rehhagel yönetimindeki Yunanistan, kaleye otobüs çekerek ve seyir zevki yerlerde maçlar oynayarak kupayı kaldırmıştı. 2026 Dünya Kupası’nda da benzer oyunu oynayan dört beş takımdan biri, turnuvanın ilk karşılaşmasında bize denk geldi.


Dev gibi stoperler arasında Kerem’i forvet olarak oynatan Montella mı daha gülünesi, yoksa yurdum insanının Avustralya taraftarlarını kızdırmak için “Kebab > Schnitzel” yazan pankart açması mı, bilemiyorum. Ama şu açık ki dersimize iyi çalışmamışız. Yorumcuların günler öncesinden “aman dikkat” diyerek bahsettiği hataların neredeyse hepsini yaparak maçı 2-0 kaybettik. Taraftarların bu bariz hatalar karşısındaki sinirini bir de pazar sabahı 7’de uyanmanın asabiyetiyle çarpın.


Madem yumurta kapıya dayanmadan tarih yazamıyoruz, en azından ilk aşama olan acılı bölümü atlattık gibi bakalım bu olaya. Çünkü yumurta kapıya dayandığında gemileri karadan yürütecek akla ve güce de sahibiz, biliyoruz. Sorunumuz hiçbir zaman zeka, çalışkanlık veya özgüven olmadı. Aksine, ihtiyacımızdan da fazlasına sahibiz. Ama millet olarak çok duygusalız ve çok hızlı gaza geliyoruz. Başarı için bize sadece diğer takımlardan çok da güçlü olmadığımızı hatırlatacak gerçekçi bir bakış açısının gerekli olduğunu düşünüyorum.

 
 
 

Yorumlar


© 2026 by Cem Session

bottom of page