top of page

Sunday Gardening: Keeping Up With The Joneses

Yazarın fotoğrafı: Cem Kaan Şirin
Cem Kaan Şirin
23 Ağu
2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 20 Eyl

John Philip Falter’ın The Saturday Evening Post’un 1 Temmuz 1961 tarihli kapağı için çizdiği “Sunday Gardening”, pazar gününü tamamen zıt şekillerde geçiren iki komşuyu gösterir: Çitlerini titizlikle kesen Mr. Jones ve şezlongunda gazete ekini okurken uyuyakalmış, bahçesini yabani otlara bırakmış komşusu Red. İlk bakışta Jones çalışkan ve düzenli görünürken, Red tembel ve dağınık bir tablo çizer. Peki, bu yargılara varmak için neden bu kadar acele ediyoruz?


Tablodaki bu manzara, Amerikan kültüründeki "keeping up with the Joneses" (komşulardan geri kalmama) dürtüsünü akıllara getirir. İnsanların hayatlarını içsel dünyalarına göre değil, dışarıdan nasıl göründüklerine bakarak yargılamaya fazlasıyla meyilliyizdir. Eskiden bu kıyaslama komşunun bahçesiyle sınırlıyken, bugün telefonlarımızı elime aldığımızda yüzlerce insanın dijital vitriniyle karşılaşıyoruz: Maraton koşanlar, sürekli seyahat edenler, her an yeni bir şey üretenler...


Bu durum, modern hayatın en büyük çelişkisini doğuruyor ve insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bunları gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa iyi bir hayat böyle görünmek zorunda olduğu için mi? Dijital çağda kitap okumak, spor yapmak hatta hiçbir şey yapmamak bile birer performans göstergesine dönüşebiliyor.


Aslında mesele Red’in haklı ya da Jones’un haksız olması değil. Jones gerçekten bahçesiyle ilgilenmekten huzur buluyor olabilir; Red ise hiçbir şey kanıtlamaya çalışmadan şezlongunda dinlenmeyi seçiyordur. Önemli olan, birinin tercihini diğerinden üstün tutma eğilimimiz. Kendi pazar günümüzü veya hayatımızı başkalarının vitrinine göre ölçmek, bizi asıl isteklerimizden uzaklaştırabilir.


Belki de iyi hayatın tek bir tarifi yok. Bazıları düzenli bir bahçede, bazıları ise dağınık bırakılmış bir şezlongda huzuru bulur. Asıl özgürlük, hangisini neden yaptığımızı bilmektedir. Arada sırada kendimize sormamız gereken en basit soru şudur:


Bugün yaptığım şeyi gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa iyi bir hayatın böyle görünmesi gerektiğini düşündüğüm için mi? Çünkü bazen hayatı kaçırmak, hiçbir şey yapmadan uyumak değil; ne istediğimizi hiç sormadan sürekli bir şeyler yapmaktır.

 
 
 

Yorumlar


© 2026 by Cem Session

bottom of page